basın birimleri yerel medya
Yarın 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 104. yıl dönümünü kutlayacağız. Siyasi partiler, belediyeler ve kamu kurumlarının bir bölümü 30 Ağustos mesajlarını yayımlarken, bazı önemli kurumların ise henüz kamuoyuyla bir mesaj paylaşmadığı görülüyor. Burada dikkat çekmek istediğim asıl konu ise kurumların kendisinden çok, bu iletişimi yürütmekle görevli basın birimlerinin yerel medya ile ilişkisi.
Çünkü basın birimlerinin en önemli işlevlerinden biri, kurum ile medya arasında sağlıklı ve sürekli bir iletişim kurmaktır.
Hatrı sayılır bir süredir bu mesleğin içerisindeyim. Geçmişte basın birimleri bu konuda çok daha aktifti. Başkanın veya kurum yöneticisinin açıklaması alınır, fotoğrafları hazırlanır ve yerel medya kuruluşlarına ulaştırılırdı. Medya mensuplarıyla düzenli toplantılar yapılır, kurum yöneticileri basınla bir araya gelir, karşılıklı iletişim sağlanırdı.
Üstelik basın birimlerinin görevi yalnızca açıklama göndermekle sınırlı değildi. Hangi medya kuruluşunun kurumu takip ettiği bilinir, gazetelerin abonelikleri takip edilir, abonelik konusunda yaşanan sorunların çözümü için girişimlerde bulunulurdu. Bu, kurum ile yerel medya arasındaki ilişkinin ne kadar ciddiye alındığının da önemli göstergelerinden biriydi.
Bugün ise bu anlayışın birçok yerde zayıfladığını görüyoruz. Kurumun sosyal medya hesabından bir açıklama yapılıyor ve çoğu zaman basın iletişiminin burada tamamlandığı düşünülüyor. Oysa sosyal medya hesabı kurumun kendi iletişim kanalıdır; basın biriminin işlevi ise kurum ile medya arasındaki iletişimi yürütmektir.
Basın birimi, yöneticinin açıklamasını medya kuruluşlarına ulaştırmanın yanı sıra medya mensuplarının sorularını yöneticilere taşımalı, basın toplantılarını ve medya buluşmalarını organize etmeli, yerel medyanın sorunlarını dinlemeli ve iletişimi sürekli tutmalıdır.
30 Ağustos mesajları da bunun güncel bir örneği. Mesele yalnızca bir mesajın yayımlanıp yayımlanmaması değil. Önemli olan, kurumun kamuoyuyla iletişiminin zamanında ve doğru şekilde planlanmasıdır. Yerel medya bir açıklamayı kurumun sosyal medya hesabından görüp haber yapmak zorunda kalıyorsa, basın birimlerinin iletişim anlayışının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Elbette bütün basın birimlerini aynı kefeye koymak doğru olmaz. Hâlâ yerel medya ile düzenli iletişim kuran, açıklamaları zamanında ulaştıran ve medya mensuplarını önemseyen birimlerimiz var. Ancak geçmişteki aktif iletişim anlayışının giderek zayıfladığı da göz ardı edilemez.
Yerel medya kurumların rakibi değildir. Gazete, televizyon, radyo ve diğer medya mecraları, vatandaş ile kurumlar arasında önemli bir iletişim kanalıdır. Kurumlar çalışmalarını anlatır, medya kamuoyuna aktarır; vatandaşın sorunları ve beklentileri de medya aracılığıyla ilgili kurumlara ulaşabilir.
Bu nedenle basın birimlerinin yeniden daha aktif bir iletişim anlayışına dönmesi gerektiğini düşünüyorum. Medya kuruluşlarıyla düzenli iletişim kurulmalı, basın toplantıları ve medya buluşmaları yeniden önemsenmeli, açıklamalar doğrudan medya kuruluşlarına ulaştırılmalı ve abonelikler de dahil olmak üzere kurumsal medya ilişkileri takip edilmelidir.
Burada istenen özel bir ayrıcalık değildir. İstenen, basın birimlerinin kurum ile yerel medya arasındaki iletişim görevini güçlü ve düzenli şekilde yerine getirmesidir.
Çünkü bu iletişim yalnızca medya için değil, halk için de gereklidir.
YEREL MEDYAYI YOK SAYMAK, HALKI YOK SAYMAKTIR.
30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 104. yılında, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bu toprakları vatan yapan tüm kahramanlarımızı rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.
Zafer Bayramımız kutlu olsun.
